Arşiv
Ara

Bu bölümde sistem içerisindeki makaleler arasında arama yapabilirsiniz.

Dergi Kimliği

Online ISSN
1305-3132

Kuruluş
1993

Editor-in-Chief
​Cihat Şen, ​Nicola Volpe

Editors
Daniel Rolnik, Mar Gil, Murat Yayla, Oluş Api

Künye

Ogilvie sendromu . Perinatoloji Dergisi 1995;3(3):10-11

Yazar Bilgileri

Erdal Avni Arıgüloğlu,
A.Ayanoğlu,
R. Gökdeniz,
Ü. Selim,
R. Uncu

  1. S.S.K. Bakırköy Doğumevi Kadın ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi - İstanbul TR
Yayın Geçmişi
Çıkar Çakışması

Çıkar çakışması bulunmadığı belirtilmiştir.

Amaç
Ogilvie sendromu, mikanik bir neden olmaksızın, distal kolonun belirgin dilatasyonu ile karakterize gastrointestinal sistem hastalığıdır. 
Olgular
Patogenezi; tam olarak aydınlatılamamış olan bu sendromun, etyolojisinden medikal ve cerrahi pek çok patoloji sorumlu tutulmaktadır. Literatüre bakıldığında, bu sendromun en önemli nedeninin, gebeliğin sonlandırılması (sezaryen veya normal doğum) ve uterin operasyonlar olduğu görülmektedir.
Sonuç
Erken tanı ve tedavinin ciddi morbidite ve mortaliteyi önlediği bu sendromun, günümüz obstetrisyenlerince bilinmesi kaçınılmazdır. İki olgu nedeni ile, literatür verileri ışığında konu tekrar gözden geçirildi.
Anahtar Kelimeler

Gebeliğin sonlanması, Kolonik psödo-obstruksiyon, Ogilvie Sendromu.

Giriş
Kolon ileus'u (1), idiopatik kalın barsak obstruksiyonu (2), spastik ileus (3) gibi çeşitli isimlerle anılan kolonik psödo-obstruksiyon; ilk kez 1948 yılında, Ogilvie tarafından, çölyak pleksusu tutan malignitelerde, tanımlanmıştır (4). Bu sendrom; mekanik obstruksiyon olmaksızın belirgin distal kolon dilatasyonu ile karakterizedir. Organik bir neden yoktur ve en önemli nedeni, gebeliğin sonlanması veya uterin operasyonlardır (% 40). Ogilvie sendromunun etyolojik faktörleri Tablo l'de gösterilmiştir.
Olgular
OLGU I

29 yaşında, gravida 2, 37. gebelik haftasında, ikiz gebelik nedeni ile alt segment transvers insizyon ile sezaryen yapılan hasta, 2800 gr. 2700 gr. ağırlığında 1. ve 5. dakika apgar skorları 8 olan canlı kız bebekler doğurdu.
Postoperatif 2. günde; sağ üst kadran ağrısı, batında distansiyon, bulantı şikayeti olan hastanın ateşi 37.9 C idi. Barsak sesleri normoaktif olan hasta gaz çıkarmıştı.
Postoperatif 3- günde; Ateş 38 C, batından aşırı hassasiyet, distansiyon ve taşipne vardı. Bulantı ve kusması şiddetlenmişti. Ayakta çekilen batın grafisinde hava-sıvı seviyeleri vardı. Hastaya nazo-gastrik sonda takıldı, damar yolundan kayıpları gözönünde tutularak sıvı ve elektrolit dengesi korunmaya çalışıldı.
Postoperatif 4. günde; şikayetlerinin geçmemesi, ateşinin düşmemesi, ultrasonografide "excavatio rectouterine"da serbest sıvı görülmesi üzerine hastaya relaparatomi uygulandı. Batında reaksiyonel sıvı vardı. (Kültür için örnek alındı. Patojen üremedi). Barsaklar normalden daha genişti. Lastik dren konarak batın kapatıldı. Kontinü antibiotik tedavisi uygulandı. Olguda nazogastrik dekompresyona devam edildi. Sıvı elektrolit replasmanı yapıldı. Olgunun kliniği 3 gün içinde geriledi ve hasta relaparatomi sonrası 7. günde şifa ile taburcu edildi.

OLGU II 

25 yaşında, garvida I, 39. gebelik haftasında, ikiz gebelik nedeni ile alt segment insizyonlu sezaryen olan hasta; 3000 gr. ve 2850 gr. ağırlığında canlı bir kız ve erkek bebek doğurdu.
Postoperatif 1. günde; karında aşırı gerginlik, bu-lantı, kusma, gaz çıkaramama şikayeti başlayan hasta-ya nazogastrik sonda yerleştirildi, sıvı-elektrolit kaybına yönelik replasmana başlandı. Barsak sesleri normoaktifti.
Postoperatif 2. günde; gaz çıkışı vardı ancak batın distansiyonu artarak devam ediyordu. Ayakta çekilen direkt batın grafisinde hava-sıvı seviyeleri izlendi ve distal kolonda hava görünmüyordu. Olguya rektal tüp yerleştirildi, lavman yapıldı. Nazogastrik dekompresyona devam edildi.
Postoperatif 3- günde; hastanın şikayetleri gerilemeye başladı. Rektal tüp çıkarıldı. Serum elektrolit düzeylerinde anormallik yoktu. Çekilen kontrol grafisinde hava-sıvı seviyeleri kaybolmuştu.
Postoperatif 4. günde; hastanın şikayetleri tamamen kayboldu. Nazo-gastrik sonda çıkarıldı. Oral beslenmeye başlayan hasta, postoperatif 6. günde spontan olarak gaitasını çıkardı. Sütürleri alınarak şifa ile taburcu edildi
Tartışma
Ogilvie sendromu'nun patogenezi tam olarak aydınlatılamamıştır. En çok ilgi gören mekanizma, "Sempatik-Parasempatik nörostimülatör dengesizliktir (5). Buna göre, gastrointestinal sistemin parasempatik sinirleri N.Vagus'tan gelmektedir. Ancak bundan başka distal kolon, medulla spinalisin sakral 2 ve 4. segmentlerinden de lifler alır. Bu lifler direkt düz kas innervasyonu yerine myenterik ve auerbach pleksuslarında sinaps yapar. İlginç olarak uterusun afferent ve efferent sinir lifleri distal kolonunki ile aynı yoldan geçer. Bu anatomik ilişkiden dolayı, sezaryen, normal doğum veya uterusun diğer operasyonlarından dolayı buradan kalkan uyaranlar S2-S4 düzeyinde parasempatik blokaj yaparlar. Böylece kolonun proksimal bölümü normal olarak çalışırken, distal kolonda inhibitor sempatik aktivite ile distansiyon giderak artar. Ancak bu kadar çok doğum, sezaryen, pelvik operasyona rağmen bu sendromun bu kadar az görülmesi soru işaretleri yaratmaktadır.
1981'de Claymen ve arkadaşları, 2 erkekte ürolojik girişimler sonrası benzer bir durum saptadılar
Ogilvie sendromu, postoperatuvar dönemdeki hastalarda, major cerrahi komplikasyonlardan biridir (4). Adinamik ince barsak ileus'u ile postoperatuvar dönemde genellikle karşılaşılır, fakat genelde kendiliğinden geçer (7). Oysa kolonik psödo-obstruksiyon kendiliğinden geçmeyen adinamik bir ileustur.
Klinikte; abdominal distansiyon, ağrı, bulantı, kusma, barsak alışkanlığında değişme (Genellikle kabızlık ama bazen de diare) ve bazen de ateş gözlenir. Barsak sesleri hiperaktif veya hipoaktif olabilir. Fizik muayenede aşırı bir abdominal hassasiyet vardır. Ateş barsak perforasyonunu gösterir ancak perforasyon olmadan da % 30 olguda ateş olabilir (4,8).
Laboratuvar bulguları tanısal değildir. Ancak direkt üriner sistem grafisinde distal kolon ve rektumda hava olmaksızın dilate kalın barsak ansları, hatta hava-sıvı seviyeleri izlenebilir (9).
Erken dönemde müdahale edilmezse yüksek oranda morbidite hatta mortaliteye neden olur. Hastada oral beslenme kesilir, nazogastrik dekompresyon yapılır, parenteral hidratasyon ile elektrolit dengesi korunur. Narkotik analjezikler ve düz kas stimülanlarından kaçınılır. Mekanik nedenleri ayırdetmek için kolonoskopi yapılabilir.
Çekum çapı 10 cm'yi aşıyorsa, çekum perforasyonu şüphesi varsa ya da medikal tedaviye yanıt alınamazsa laparatomi yapılır. Amaç sağ kolonun dekompresyonudur. Uygun tedavi ile 3-6 günde geriler.
Sonuç
Sonuç olarak; sezaryen oranının giderek arttığı günümüzde çok ciddi sonuçlar doğurabilecek bu patoloji hakkında obstetrisyenlerin dikkatli olması gerekmektedir. Konu ne kadar iyi bilinirse, gereksiz uygulamalar (laparatomi gibi) da o denli azaltılmış olur.

 
Kaynaklar
1. Morton JH, Schwartz SI, Gramak R: İleus of the colon. Arc. Surg. 1960: 81; 425.
2. Rothwcll-Jackson RL: Idiopatic large bowel obstruction. Br J Surg 1963; 50: 797.
3. Zimmerman LM: Spastic ileus. Surg Gynecol Obstet 1930: 50; 721.
4. Ogilvie H: Large intestine colic due to sympathetic deprivation: A new clinical syndrome. Br Med J 1948: 2; 671.
5. Spira IA, Wolff WI: Gangrene and spontaneous perforation of the cecum as a complication of pseudo-obstruction of the colon: repea- tof three casus and speculation as to etiology.
Dis Colon Rectum 1976: 19; 537.
6. Clayman RV, Reddy P, Nivatvonga S. Acute pseudo-obstruction of the colon: a serious consequence of uroloic surery. J Urol 1981: 126; 415.
7. Spira IA, Rodrigues R, Wolff WI: Pseudo-obstruction of the co lon Am J Gastroenterol 1976: 65; 397.
8. Ravo B,Pollane M, Kler R: Pseudo-obstruction of the colon folol- wing cesarean section. A review: Dis Colon Rectum 1983: 26; 440.
9. Villar HV, Norton LW: Massive cecal dilation: Pseudo obstruction versus cecal volvulus? Amer J Surg 1979: 137; 170.
10. Reece EA, Petrie RH, Hutcherson H: Ogilvie's syndrome m the post cesarean section patient. Am J Obstet Gynecol 1982: 144; 849.
Dosya / Açıklama
Tablo 1
Ogilvie Sendromu'nda Elyolojik Faktörler