Arşiv
Ara

Bu bölümde sistem içerisindeki makaleler arasında arama yapabilirsiniz.

Dergi Kimliği

Online ISSN
1305-3132

Kuruluş
1993

Editor-in-Chief
​Cihat Şen, ​Nicola Volpe

Editors
Daniel Rolnik, Mar Gil, Murat Yayla, Oluş Api

Fetal biofizik profil, umbilikal arter doppler velosimetri ve umbilikal kord kan asit-baz durumu arasındaki ilişki

Mehmet Uludoğan, Muzaffer Uçarer, Fuat Demirci, Hüsnü Görgen, Sadiye Eren, Kenan Sofuoğlu, Nuri Delikara

Künye

Fetal biofizik profil, umbilikal arter doppler velosimetri ve umbilikal kord kan asit-baz durumu arasındaki ilişki. Perinatoloji Dergisi 1996;4(2):74-79

Yazar Bilgileri

Mehmet Uludoğan,
Muzaffer Uçarer,
Fuat Demirci,
Hüsnü Görgen,
Sadiye Eren,
Kenan Sofuoğlu,
Nuri Delikara

  1. Zeynep Kamil Kadın ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi,Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği,İstanbul
Yayın Geçmişi
Çıkar Çakışması

Çıkar çakışması bulunmadığı belirtilmiştir.

Amaç
Neonatal asidemi, hiperkarbi ve hipoksemiyi tespit etmek amacıyla 3742 gebelik haftasında aktif travayda olmayan, membranları intakt olan ve sezaryen ile doğurtulan 41 gebeye umbilikal arter Doppler velosimetrik inceleme ve fetal biyo fizik skorlama yapıldı.
Yöntem
Doğumdan sonra yenidoğan ilk solunumunu yapmadan umbilikal arterden kan alındı Yenidoğanların 1219unda asidemi saptandı Umbilikal arter SD oranı ile umbilikal arter pHsı ve fetal biyofizik skoru ile umbilikal arter pHsı arasında anlamlı bir ilişki olduğu tespit edildi Umbilikal arter pHsı için fetal biyofizik skorunun umbilikal arter Doppler velosimetriden daha iyi açıklayıcı bir değişken olduğu tespit edildi Her iki test ile fetal hipoksemi ve hiperkarbi arasında bir ilişki tespit edilmedi 

Bulgular

Çalışmamızda umbilikal arter Doppler incelemesi asidemik bebeklerin idaresinde tek başına doğumu sonlandırıcı bir inceleme olmaktan ziyade, fetal biyofizik profil skorlamasına yardımcı bir inceleme türü olarak gözükmektedir
Sonuç
 Fetal iyiliğin antenatal değerlendirilmesinde yaygın olarak kullanılan FBP skor testi ile umbilikal arter Doppler velosimetri indeksleri arasında güçlü bir ilişki olduğu saptandı. 
Anahtar Kelimeler

Fetal biyofizik profil, Doppler, Fetal hipoksi.

Giriş

Fetal hipoksi ve asidoz, intrauterin fetal ölümle sonuçlanabilecek bir sürecin parçasıdır. Antepartum fetal iyiliğin değerlendirilmesi ile hipoksik-asidotik bir fetusun tespiti ve zamanında doğumu sağlanarak intrauterin ölüm önlenmekte; aynı zamanda uzun süreli nörolojik sekel riski azaltılmaktadır.
Son yirmi yılda, antepartum fetal iyiliğin değerlendirilmesinde ve olası bir intrauterin tehlikenin tespitinde pek çok noninvaziv yöntem geliştirilmiştir. Bunlar, fetal kardiyotokografi, fetal biyofizik profil (FBP) skoru, amniotik sıvı volümünün semikantitatif olarak değerlendirilmesi ve Doppler ultrasonografik değerlendirmelerdir.
Umbilikal arter Doppler velosimetrik incelemeleri, intrauterin gelişme geriliği (İUGG) olgularında günümüzde yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Buna karşın yüksek riskli gebelerin taranmasındaki rolünün açıklığa kavuşmadığını bildiren çalışmalar vardır (1).
Platt ve ark (2) ve Eden ve ark. (3) Ocak ve ark. (4) çalışmalarında biyofizik profil testi sadece nonstres test (NST) veya amniotik sıvı volümü ölçümü ile karşılaştırıldığında tanısal değerinin daha yüksek olduğunu bildirmişlerdir. Ancak zahmetli ve zaman gerektiren bir test olması nedeniyle geniş populasyonla-rın taranması amacıyla biyofizik profil testinin yerine benzer spesifisite ve sensitiviteye sahip NST ve amniyotik sıvı hacminin kombine kullanılmasını önermektedirler (2,3,4).
Fetal hipoksi ve asidozun antepartum tespiti için optimal bir test henüz tanımlanmamıştır. Her ne kadar umbilikal kord kan gaz ve asit baz analizi ile umbilikal arter Doppler velosimetri ve biyofizik profil skorlaması arasında kuvvetli bir ilişki olduğuna dair yayınlar mevcutsa da, aynı fetus üzerinde bu iki testin karşılaştırmalı etkinliğini gösteren çalışma sayısı sınırlıdır (5,6,7). Bu çalışmalarda çelişkili bulgular ileri sürülmektedir. Vintzileos ve ark. (8) biyofizik skorlama ile Umbilikal arter pH arasında korelasyon tespit ederken, aynı fetusun umbilikal arter sistolik/ diastolik oranı ile Umbilikal arter pH arasında korelasyon olmadığını bulmuşlardır. Yoon ve ark. (9) ise fetal biyofizik skorlama ve umbilikal arter Doppler velosimetri ile umbilikal arter pH arasında korelasyon olduğunu belirtmişlerdir.
Çalışmamamızın amacı neonatal asidemi, hipoksemi ve hiperkarbinin tespitinde umbilikal arter Doppler velosimetri ve FBP skor testinin etkinliğini karşılaştırmak ve umbilikal arter Doppler velosimetrinin yenidoğan asfiksinin tespitinde bir tarama testi olarak kullanılabilirliğini araştırmaktır.

Yöntem
  Çalışmamız 1.4.1994-31.7.1994 tarihleri arasında Zeynep Kamil Kadın ve Çocuk Hastalıkları Hasta-nesi Doğum Kliniği'nde yapılmış-tır. Çalışmaya çeşitli endikasyon-larla sezaryen ile doğum kararı ve-rilmiş, gestasyonel yaşları 37-42. haftalar arasında değişen memb-ranları rüptüre olmamış, aktif travayda olmayan 41 tekil gebelik olgusu alınmıştır.
Olgulara antenatal dönemde sırasıyla Manning ve ark. (1O)'nın tanımladığı şekilde FBP skoru ve Combi-son 410 marka Doppler ultrasonografi cihazı ile um-bilikal arter Doppler velosimetri yapıldı. Umbilikal kordun amnios sıvısı içinde serbestçe yüzdüğü ve mümkün olduğunca fetal abdominal insersiyona ya-kın pozisyonundan, fetusun istirahat halinde ve soluk almadığı bir dönemde elde edilen, her biri en az 5 kardiak siklus süren eşit Doppler traseleri kaydedildi. Elde edilen en az üç dalga formundan hesaplanan in-dekslerin ortalaması alındı. Umbilikal arter S/D oranı ≥3.5O anormal olarak kabul edildi.
Antenatal testlerin uygulanmasını takiben en çok 90 dakika içinde, genel anestezi altında doğum ger-çekleştirildi. Anestezi indüksiyonundan önce en az 3 dakika süreyle yüksek akım hızında % 100 O2 ile ön oksijenleme yapıldı. En çok, 4 mg/kg olacak şekilde pentotal ile anestezi induksiyonu yapıldı. Kas gevşetici olarak 1 mg/kg süksinilkolin veya atracurium 0.5 mg/ kg kullanıldı. Umbilikal kord klampe edilinceye kadar ek herhangi bir anestezik madde uygulanmadı. Tüm olgularda uterin insizyon ile umbilikal kord klampe edilmesi arasında geçen süre 3 dakikanın altında idi.
Bebek doğduktan hemen sonra ilk solunumu yap-madan önce kordon klampe edildi. Göbekten yakla-şık 10 cm uzağa iki klamp koyuldu, üçüncü klamp bunlardan 25-30 cm uzağa konuldu. Göbeğe yakın olan klamplerin arasından kordon kesilerek bebek alındı. Kalan izole kordon bölümünden umbilikal ar-ter bulunarak kan gaz ve asit-baz analizi için 2cc ka-nalındı ve en geç 20 dakika içinde Nova Biomedical marka kan gazlan cihazı ile değerlendirildi. Umbilikal arter pH<7.19 fetal asidemi olarak değerlendirildi. Ye-nidoğanın fetal maturasyon değerlendirilmesi Dubo-witz skoru ve Lubchenco gelişme eğrileri kullanılarak yapılmıştır (11,12).
Grupların karşılaştırılmasında Student t testi, Fis-her's exact test veya Mann-Whitney U testi kullanıldı. FBP skoru ve Umbilikal arter velosimetri ile Umbili-kal arter pH, pC>2, pCO2, HCO3 arasındaki ilişkiyi regresyon analiz ile değerlendirdik. Umbilikal arter pH ile hangi antenatal testin daha anlamlı bir ilişkide olduğunu araştıramk için stepwise multiple regresyon analizi yaptık.


Bulgular

Çalışmamızı oluşturan 41 olguda ortalama yaş 27.2 (18-38), gestasyonel yaş 39.6 (37-42) hafta, do-ğum ağırlığı 3270 gr (2000-4500), gravida 2.7 (1-7) idi. Sezaryen endikasyonları, 16 eski sezaryen, 6 CPD, 5 makat prezantasyonu, 5 mükerrer sezaryen, 5 İUGG, 3 postterm, 1 plasenta previa idi.
Neonatal asidemi prevalansı % 12,19 (5/41) olarak saptandı. Asidemik ve nonasidemik yenidoğanlar ara-sında matemal yaş, gravida, parite ve gestasyonel yaş yönünden anlamlı bir fark yoktu. Neonatal asidemi tespit edilen 5 olgunun matürasyon değerlendirme-sinde SGA (small for gestational age) olarak tespit edildi. Diğer 36 olgu ise AGA (appropriate for gestati-onal age) olarak tespit edildi.
Asidemik yenidoğan grubunda umbilikal arter Doppler velosimetrik indeksleri (PI, RI, S/D) belirgin olarak yüksek; FBP skoru ise belirgin olarak düşük bulundu (Tablo 1).
Asidemik yenidoğan grubu nonasidemik yenido-ğan grubu ile karşılaştırıldığında, asidemik grupta umbilikal arter HCO3 düzeyi ve baz fazlası belirgin olarak düşük bulundu. Her iki grup arasında pCC>2 ve pC>2 de anlamlı bir fark tespit edilmedi (Toblo 2).
FBP skoru olguların 33'ünde (%80) > 8 olarak bu-lundu. Olguların 8'inde (%20) ise < 6 olarak bulundu. Umbilikal arter S/D oranı olguların 5'inde (% 12) > 3,50; 36'sında (%88) < 3,50 olarak bulundu.
Umbilikal arter Doppler velosimetrik indeksleri ve FBP skorunun pH, HCO3 ve baz fazlası ile olan ilişkisi lineer regresyon analizi yapılarak araştırıldı. FBP ve umbilikal arter S/D oranı ile umbilikal arter pH ara-sında anlamlı bir ilişki olduğu saptandı. (FBP için r=0.84, p<0.0001; umbilikal arter S/D oranı için r=-0.68, p<0.0001) (Şekil 1-2).
FBP ve umbilikal arter S/D oranı ile umbilikal ar-ter HCO3 arasında anlamlı bir ilişki olduğu tespit edildi. (FBP için r=0.43, p<0.01; umbilikal arter S/D oranı için r=-0.38, p<0.05). FBP ve umbilikal arter S/D oranı ile umbilikal arter baz fazlası arasında an-lamlı bir ilişki olduğu tespit edildi (FBP için r=0.68, p<0.0001; umbilikal arter S/D oranı için r=-0.57, p<0.001).
Umbilikal arter PI ve umbilikal arter RI ile pH ara-sında anlamlı bir ilişki olduğu tespit edildi (Umbilikal arter PI için r=-0.37, p<0.05; umbilikal arter RI için r=-0.51, p<0.001).
FBP skoru ve umbilikal arter S/D oranı ile umbili-kal arter pH'ı arasında, yapılan multiple regresyon analizinde anlamlı bir ilişki olduğu saptandı (Şekil 1-2). Her iki parametre için p<0.0001'dir. Hangi para-metrenin umbilikal arter pH düzeyi ile daha anlamlı bir ilişkide olduğunu araştırmak için stepwise multiple regresyon analizi yapıldı. FBP skorunun umbilikal arter pH düzeyi ile daha anlamlı bir ilişkide olduğu saptandı.
Neonatal asidemiyi belirlemede, değişik fetal biyo-fizik parametreleri ve umbilikal arter Doppler velosi-metrik indekslerinin istatistiksel dağılım Tablo 3'de gösterilmiştir.
Fetal asidemiyi tespit etmede NST'nin sensitivitesi % 80, spesifitesi % 97, pozitif prediktif değeri % 80 ve negatif prediktif değeri % 97 olarak bulundu. Amnio-tik sıvı hacminin sensitivitesi % 80, spesifitesi % 94, pozitif prediktif değeri % 66 ve negatif prediktif değeri % 97 olarak bulundu. FBP skorunun >6 olması du-rumunda, fetal iyiliği belirlemedeki sensitivitesi % 80, spesifitesi % 91, pozitif prediktif değeri % 57 ve nega-tif prediktif değeri % 97 olarak bulundu. Umbilikal arter Doppler S/D oranı >3,5O olan 5 olgunun tümün-de umbilikal arter pH'sı 7,19'un altında tespit edilmiştir.
Tartışma
Çalışmamızın ana bulgusu, her iki test (FBP skor ve umbilikal arter Doppler velosimetri) arasında çok önemli bir ilişki olmasıdır. Ayrıca her iki test ile umbilikal arter pH, HCO 3 ve baz fazlası arasında anlamlı bir ilişki olduğu tespit edildi (Şekil 1). Ancak her iki test ile umbilikal arter pCO 2 ve pC 2 arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmedi.
Vintzileos ve ark. (8) umbilikal arter pH ile FBP skoru arasında anlamlı bir ilişki olduğunu; ancak umbilikal arter S/D oranı ile umbilikal arter pH arasında bir ilişki olmadığını tespit etmişlerdir. Vintzileos ve ark. (13) yaptıkları bir diğer çalışmada, doğum eylemi başlamadan önce elektif nedenlerle sezaryen uyguladıkları 124 olguda, FBP skor ile umbilikal kord pH ve Apgar skorları arasındaki ilişkiyi araştırmışlardır. FBP skor ve umbilikal kord pH arasında anlamlı bir ilişki olduğunu tespit etmişlerdir. Ayrıca FBP skor ile Apgar skorları arasında istatistiksel anlamlı bir ilişki olmasına rağmen, bu ilişkinin umbilikal kord pH ileşkiden daha az anlamlı olduğunu tespit etmişlerdir. Vintzileos ve ark. (14) bir başka araştırmada, doğum eylemi başlamadan önce yaptıkları sezaryen de fetal asidemi olan olguları saptamada FBP skorunun sensitivitesi % 90, spesivitesi % 96, pozitif prediktif değeri % 82 ve negatif prediktif değeri % 98 olarak saptamışlardır. Ribbert ve ark. (15), ağır intrauterin gelişme geriliği olan 14 olguda, FBP skor ve kordosentezle elde etmiş oldukları kan örneklerindeki kan gaz değerleri arasındaki korelasyonu araştırmışlar. FBP skor ile pH arasında ileri derecede anlamlı bir korelasyon olduğunu tespit etmişlerdir (r=0.84, p<0.001). Fakat pO 2 (r=0.25) ve pCO2 (r—0.25) ile FBP skoru arasında anlamlı bir korelasyon olmadığını tespit etmişlerdir. Bu bilgiler ışığında, bizim çalışmamızda da literatür ile uyumlu bir şekilde FBP skoru ile fetal asidemi arasında anlamlı bir ilişki tespit edildi.
FBP skoru ile fetal pH arasındaki ilişkinin aksine; umbilikal arter Doppler velosimetri ile fetal pH arasındaki ilişki konusunda değişik çalışmalar arasında fikir birliği yoktur. Çalışmamızda umbilikal arter Doppler velosimetri indeksleri ile neonatal umbilikal arter pH arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğunu tespit ettik (Tablo 1,3) (S/D için p<0.001, Pl için p<0.05, RI için p<0.001).
Umbilikal arter Doppler velosimetri ile umbilikal arter pH arasında tespit ettiğimiz ilişki Weiner (6), Ferrazi ve ark. (16), Bilardo ve ark. (17), Yoon ve ark. (9)'nın bulgularıyla uyumludur. Bununla birlikte Vintzileos ve ark. (8)'nın Umbilikal arter Doppler velosimetri ve fetal pH arasında anlamlı bir ilişki tespit etmedikleri görülmektedir. Tablo 4'de Umbilikal arter Doppler velosimetri ile fetal asitbaz durumu arasındaki ilişkiyi araştıran bazı araştırmacıların yaptıkları çalışmaların detayları görülmektedir. Bu çalışmaların dikkatli bir şekilde gözden geçirilmesi sonucu Vintzileos ve ark. (8)'nın çalışmaları ile diğer araştırmacı ve bizim yaptığımız çalışma arasındaki farklılığı ortaya koyabilecek bir faktör tespit edemedik. Sonuç olarak umbilikal arter Doppler velosimetri ve fetal asidemi arasında anlamlı bir ilişki olduğu yönündeki görüşler ağırlık kazanmaktadır diyebiliriz.
Çalışmamızda İUGG olan asidemik yenidoğan grubu ile nonasidemik yenidoğan grubu arasında umbilikal arter HCO 3 düzeyi ve baz açığı yönünden istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğunu tespit ettik (Tablo 3) (HCO 3 için p<0.01, baz açığı için p<0.001). Oysa umbilikal arter pCO 2 ve pO 2 yönünden anlamlı bir ilişki olmadığını tespit ettik.
Bazı çalışmalarda İUGG olan fetuslerin hipoksemik, hiperkapneik, hiperlaktisemik ve asidemik olduğu görülmektedir. Aynı zamanda asidoz ile hipoksi ve hiperkapni arasında anlamlı bir ilişki olduğu genel olarak kabul edilmektedir (6,7,9,13,14,15,17,18). Yukarıda gözden geçirilen literatür ile uyumlu bir şekilde bizim çalışmamızda da fetal biofizik skor ve umbilikal arter Doppler velosimetri ile umbilikal arter HCO 3 ve baz fazlası arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğunu tespit ettik.
Çalışmamızdaki en önemli potansiyel hata kaynağı, umbilikal arter kan örneklerinin sezaryen de alınmış olması ve genel anestezinin umbilikal arter kan asitbaz durumu üzerine olan etkisidir. Ayrıca sezaryen sırasında alınan umbilikal kan örneklerinden elde edilen asitbaz değerlerinin, gerçek antenatal asitbaz dengesini yansıtıp yansıtmadığıdır. Khoury ve ark. (19) yaptıkları 18 olguyu kapsayan bir çalışmada doğumdan önceki intakt fetal sirkülasyondan kordosentezle elde ettikleri kan örneklerindeki kan gaz bulgularıyla, epidural anestezi ile yapılan elektif sezaryen seksiyolarda elde ettikleri umbilikal ven kan gaz analizi sonuçlarını karşılaştırmışlar.
Sonuç olarak pH, pO 2, pCO 2 ve baz fazlası yönünden kordosentez ve doğumda elde edilen kord örnekleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğunu tespit etmişlerdir. Bu çalışmanın sonucunda doğumda elde edilen kord kan gaz analizinin inutero gerçek fetal asitbaz durumunu yansıtmayabileceğim belirtmişlerdir. Ancak doğumda elde edilen kord kan örneklerindeki asitbaz durumunun fetusun o andaki iyiliğini en iyi değerlendiren objektif parametre olduğu konusunda obstetrisyenler arasında giderek artan bir şekilde fikir birliği oluşmaktadır (19,21). Literatürde değişik anestezi türlerinin elektif sezaryende elde edilen umbilikal kord kan örneklerindeki asitbaz değerleri üzerine olan etkisini araştıran pek çok çalışma vardır.
Genel anestezi ile epidural ve spinal anestezi arasında umbilikal arter asitbaz değerleri yönünden minimal bir fark olduğu; ancak bu farkın istatistiksel olarak anlamlı olmadığı bu araştırmalarda belirtilmektedir (22,23,24,25. Genel anesteziyle yapılan sezaryende elde edilen umbilikal kord kan gaz değerlerini, maternal hipoksi, maternal hiperventilasyon, aortokaval kompresyon, anestezik maddelerin yüksek dozda uygulanması etkilemektedir. Tüm bunlara rağmen hangi anestezi tekniği olursa olsun, uterin insizyon ile doğum (umbilikal kord klampe edilmesi) arasında geçen süre fetal hipoksi ve asidoz ile direkt olarak ilişkili görülmektedir (25). Datta ve ark. hem genel, hem de spinal anestezi ile yapılan sezaryende uterin insizyon ile doğum arasında geçen süre 3 dakikayı geçtiğinde bebeklerde anlamlı bir şekilde düşük pH ve düşük Apgar skoru bulmuşlardır. Bunu uterin manüplasyon süresinin uzamasının plasental kan akımını kötü yönde etkilemesine bağlamışlardır (26). 
Bizim çalışmamızda tüm olgularda uterin insizyonla doğum arasında geçen süre 3 dakikayı aşmamıştır. Ayrıca uygulanan antenatal testler (FBP skor ve umbilikal arter Doppler velosimetri) ile sezaryen arasında geçen süre maksimum 90 dakika olacak şekilde tutularak mümkün olabildiğince uygulanan testin güvenilirliği arttırılmaya çalışılmıştır. Olgularımızdaki asidemik ve nonasidemik yenidoğan grubunun ortalama umbilikal arter pCO 2 ve pO 2 düzeylerinin normal sınırda olmasının belki de genel anestezi öncesi yeterli bir preoksijenizasyon ile ilişkili olabileceğini düşünmekteyiz (Tablo 2).
Sonuç

Çalışmamızda elde ettiğimiz veriler gözden geçirildiğinde umbilikal arter pH düzeyi ile hem FBP skoru hem de umbilikal arter S/D oranı arasında güçlü bir ilişki olduğunu tespit ettik (Şekil 1) (her ikisi için de p<0.0001). Hangi parametrenin umbilikal arter pH düzeyi ile daha anlamlı bir ilişkide olduğunu araştırmak için stepwise multiple regresyon analizi yaptık. Sonuç olarak FBP skorunun umbilikal arter pH düzeyi ile daha anlamlı bir ilişkide olduğunu tespit ettik. Yine fetal asidemi için eşik değeri olarak pH<7.19 alındığında fetal asidemi ile her iki testin de anlamlı bir ilişki içinde olduğunu tespit ettik (Tablo 3).

 
Kaynaklar

1. Schulman H, Wintcr D, Farmakides G: Pregnancy survcillance with Doppler vclocimctry of uterine and umbilical arteries. Am J Obstct Gynccol, 160: 192-6, 1989.
2. Platt LD, Walla CA, Paul RH: A prospccüve trial of thc fetal bioplı- ysical profile versus thc nonstress test in the management of high- risk pregnancy. Am J Obstet Gynecol, 153: 624-7, 1985.
3. Eden RD, Scifcrt LS, Kodack LD: A modified biophysical profile for antenatal fetal surveillance. Obstet Gynecol, 7:365-8, 1988.
4. Ocak V, Şen C, Madazlı R: İs fetal biophisical profile with ali para- meters ncedcd» J Matem Fetal Invest, 4: 37-41, 1994.
5. Devoe LD, Gardner P, Dcar C, Castillo RA; Thc diagnostic valucs of concurrent nonstress testing, amniotic fluid measurement, and Doppler velocimctry in sercening a general high-risk population. Am J Obstet Gynecol, 163: 1040-8, 1990.
6. Wcincr CP: The relationship bctvvecn thc umbilical artery systolic/ diastolic ratio and umbilical blood gas measurement in specimens obtained by cordocentesis. Am J Obstet Gynecol 1990; 162: 1198- 202.
7. Ribbcrt LSM, Snijdcrs RJM, Nicolaidcs KH, Visser GHA: Relati onship of fetal biophysical profile and blood gas valucs at cordocen tesis in scvcrely growth-retardcd fetuses. Anı J Obstet Gynccol, 163: 569-71, 1990.
8. Vintzileos AM, Campbell WA, Rodis JF, McLcan DA, Fleming AD, et al: Thc relationship of fetal biophysical profile assessment, umbili cal artery vclocimetry, and fetal acidosis. Obstet Gynecol, 77: 622- 26,1991.
9. Yoon BH, Romcro R, Roh CR, Kim SH, Ager JW, et al: Relatio- onship between the fetal biophysical profile score, umbilical artery Doppler vclocimetry, and fetal bloo acid-basc status determincd by cordocentesis. Am J Obstet Gynccol, 169: 1586-94, 1993.
10. Manning FA, Platt LD, Sipos L: Antepartum fetal avalumbilikal ar- tertion: development of a fetal biophysical profile score. Am J Obs tet Gynccol, 136: 787-92, 1980.
11. Can G: Perinatoloji. Ncyzi O, Ertuğrul T., Pediatri Cilt 1 Nobel Tıp Kitabcvi, İstanbul, 200-202, 1993.
12. Driscoll JM: Physical examination and carc of thc nevvborn. in: Fa- naroff AA, Martin R] (eds.), Nconatal-Pcrinatal Medicinc Diseases of thc Fetuses and Infant, Philadelphia: Mosby-Year Book., 325-30, 1992.
13. Vintzileos AM, Gaffney SE, Salinger LM, Kontopoulos VG, Camp bell WA, et al: The relationships among the fetal biophysical profile, umbilical cord pH, and Apgar scores. Am J Obstet Gynecol, 157: 627-31, 1987.
14. Vintzileos AM, Gaffney SE, Salinger LM, Campbell WA, and Noc- himson DJ: The relationships betvveen fetal biophysical profile and cord pH in patients undergoing cesarean section before thc onset of labor. Obstet Gynecol, 70: 196-202,1987.
15. Ribbcrt IÜM, Snijders RJM, Nicolaides KH: Relationship of fetal biophysical profile and blood gas valucs at cordocentesis in scvcrely grovvth-retardcd fetuses. Am J Obstet Gynecol 1990; 163: 596-71.
79
16. Ferrazi E, Pardi G, Bauscaglia M: Tlıc corrclation of biochcmical nıonitoring vcrsus umbilical vclocity mcasurcmcnt of thc human fc- tus. Am J Obstct Gynccol, 159: 1081-7, 1988.
17. Bilardo CM, Nicolaidcs KH, Campbell S: Doppler measurements of fetal and uteroplacental circulation's: relarionship witlı umbilical vc- nous blood gases measured at cordoccntcsis. Am J Obstct Gynecol, 162: 115-20, 1990.
18. Nicolaidcs KH, Economidcs DL, Soothill PW: Blood gases, pH, and lactatc in appropriate-and small-for-gestational-agc fetuses. Am J Obstct Gynccol, 161: 996-1001, 1989.
19. Khoury AD, Morctti Mİ, Barton JR, Shaver DC, Sibai BM: Fetal blood sampling in paticnts undergoing clcctivc cesarcan section: A corrclation with cord blood gas valucs obtaincd at delivery. Am J Obstet Gynccol, 165: 1026-29, 1991.
20. Johnson JWC, Riclıards DS, Wagaman RA: Tlıc casc for rourinc umbilical cord acid-base studics at delivery. Am J Obstct Gynccol, 162: 621, 1990.
21. Thorp JA, Sampson JE, Farisi VM, Crcasy RJC: Routinc umbilical cord blood gas determinations? Am J Obstet Gynecol, 161: 600-5, 1989.
22. Grcgg AR, VVciner CP: "Normal" umbilical arterial and venous acid-basc and blood gas valucs. in Pitkin RM, Scott JR, (cds.): Cli- nical Obstctrics and Gynccology. Philadclphia: J.B. Lippincott, 25- 26, 1993.
23. Grcgg AG. Fetal asid-base status: docs Cesarcan section without la- bor have an cffcct? Am J Obstct Gynccol, 164: 311-6, 1991.
24. Fox GS, Smith JB, Namba Y, Johnson RC: Ancsthcsia for cesarcan section: Furthcr studics. Am J Obstet Gynccol, 133: 15-19, 1979.
25. Shnidcr SM, I^cvinson G: Ancsthesia for cesarcan section: in Shni- der SM, Lcvinson G. (cds.): Ancsthcsia for Obstctrics, Baltimore: VVİlliams & VVİlkins, 175-83, 1987.
26. Datta S, Osthcimcr GW, Wciss JB, Brown WTJ, Alper MH: Neona- tal effect of prolonged ancsthctic induetion for cesarcan section. Obstet Gynecol, 58: 331-35,1981
Dosya / Açıklama
Tablo 1
Fetal Asidemi, umbilikal Arter Doppler Velosimetrik İndeksler ve FBP Skor Arasındaki İlişki
Tablo 2
Fetal Asidemi İle Umbilikal Arter HCO3,pCO2,pO2 ve Baz Fazlası Arasındaki İlişki
Tablo 3
Biyofizik Parametreler veUmbikal Arter Doppler Velosimetri İndeksleri ile Fetal Asidemi Arasındaki İlişki
Tablo 4
Umbilikal Arter doppler Velosimetri ve Fetal Kan Asit-Baz Durumu Arasındaki İlişkiyi Araştıran Bazı Çalışmaların Metodolojik Detay ve Sonuçları
Şekil 1.
Fetal biyofizik skor ve umblikal arter pH arasındaki ilişki.
Şekil 2
Umbilikal arter S/D oranı ve umbilikal arter pH arasındaki ilişki.