Arşiv
Ara

Bu bölümde sistem içerisindeki makaleler arasında arama yapabilirsiniz.

Dergi Kimliği

Online ISSN
1305-3132

Kuruluş
1993

Editor-in-Chief
​Cihat Şen, ​Nicola Volpe

Editors
Daniel Rolnik, Mar Gil, Murat Yayla, Oluş Api

Künye

Gebe ratlarda tek taraflı arteria uterina bağlanmasının fetus gelişimi üzerindeki etkileri. Perinatoloji Dergisi 1996;4(4):205-208

Yazar Bilgileri

Murat Yayla,
Gül Arslan,
Serap İnalöz,
Orhan Denli,
A.Uivi Hakverdi,
Arif Güngören,
Aydın Ketani,
Fahriye A. Sezer,
Mustafa Deniz,
Fatime Alper,
Habibe Çolak

  1. Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi, DİYARBAKIR
Yayın Geçmişi
Çıkar Çakışması

Çıkar çakışması bulunmadığı belirtilmiştir.

Amaç
Ratlarda gebelik sırasında tek taraflı arteria uterine ligasyonunun fetuslar üzerindeki etkilerinin araştırılması.
Yöntem
Sprague Dawley tipi 9 gebe rat, gebeliğin 18. gününde laparotomiyi takiben unilateral arteria uterine li- gasyonunatabi tutuldu. Gebeliğin 20-21. gününde, histerektomi sonrası her gebelik ürününün toplamağırlığı, fetusların boyu, vücut, beyin, karaciğer ve böbreklerin ağırlığı ölçüldü. Ligasyon yapılan ve yapılmayan taraf değerleri birbirleri ile karşılaştırıldı
Bulgular
 Operatif komplikasyongelişen ratlar seri dışında tutulduğunda, ligasyon yapılan tarafta ligasyon yapılmayan ta­ rafa göre canlı yavru oranı daha az (% 78- % 100), ebelik ürünü daha hafif (2.90U0.936 g - 3.381±1.068 g), boy uzunlu­ ğu daha kısa (2.28 ± 0.42 cm - 2.88±0.44 cm), vücut ağırlığı (2.187±0.809 g - 2.474±0.882 g), karaciğer ağırlığı (0.130±0.073 g - 0.147±0.077 g), böbrek ağırlığı (0.020±0.010 g - 0.024+0.012 g) daha hafif bulundu. Beyin ise ligasyon tarafında daha ağır (0.134+0.028 g - 0.128±0.028 g) bulundu.
Sonuç
Gebe rat uteruslarında yapay kanlanma bozukluğu yaratıldıığ takdirde, canlı fetus sayısı azalmakta, gebelik ürün­leri ile karaciğer ve böbrek gibi organlarda olumsuz yönde etkilenme ortaya çıkmakta, beyin ise gelişimini diğer organlara göre arttırarak sürdürmektedir.
Anahtar Kelimeler

Gebe rat, Arteria uterina ligasyonu

Giriş
Perinatal morbidite ve mortalitenin önemli ne­ denlerinden biri olan intrauterin gelişme gerili­ ği, hayvan deneyleri aracılığı ile laboratuar şart­ larında da incelenmeye çalışılmıştır. Wigglesworth'iin yaptığı ilk deneysel modelden beri ratlar üzerinde birçok değişik çalışma yapılmıştır.Genelde, ar teria uterinalarda kısmi veya total oklüzyon yapılarak fetoplasenter gelişme bozuklukları meydana getirile­ bilmektedir.
Bu çalışmadaki amacımız öncelikle gebe ratlarda deneysel bir intrauterin gelişme geriliği yaratmak ve bu işlemin fetal organ gelişimi üzerindeki genel etkilerini incelemektir.
Yöntem
Bu çalışma, 29.1.1995 - 21.2.1995 tarihleri arasında Dicle Üniversitesi Sağlık Bilimleri Araştırma Merke zi'nde (DÜSAM) yapılmıştır. Yaşları 60-70 gün arasın­ da değişen, daha önce hiç doğum yapmamış Sprague Dawley tipi 14 dişi rat çiftleşme için gerekli hazırlık­ lar yapıldıktan sonra, 14 değişik erkek rat ile birlikte bırakıldı. Birlikteliğin 48. saatinde erkekler ayrıldı ve bu gün gebeliğin 1. günü olarak kabul edildi. Tüm dişi ratlar aynı ortamda tutuldu, aynı besinlerle ayrı kafeslerde beslendi.
Gebeliğin onsekizinci gününde tüm ratlar teker te­ker operasyon salonuna alındı ve 10 mg/kg Xylazine (Rompun), 90 mg/kg Ketamin (Ketalar) kuadriseps femoris içine yapıldı. Genel anestezinin sağlandığının anlaşılması üzerine karın tüyleri kesildi, hayvan tespit edildi, operasyon bölgesi polivinylpyrolidon-iyot kompleksi (Batticon) ile temizlendi, steril kompresler­ le desteklendi ve karın derisine orta hatta 3 cm'lik keşi yapılarak abdominal boşluğa ulaşıldı. Abdomen­de öncelikle gebelik varlığı ve kornulardaki fetus sa­yıları not edildi. Gebe olan ratlarda (n:9), uterusun kornulara ayrıldığı hattın hemen iç yanında seyreden iki arteria uterinadan sağ tarafta bulunanı servikskornu sınırının hemen üzerinden atravmatik no:4/0 katgüt ile sutüre edildi, arterde pulsasyonun kaybol­ masını ve kanama kontrolünü takiben abdominal ta­bakalar iki kat halinde kapatıldı. Öpere ratlar kendi kafeslerine alındı ve anestezi etkisinden çıkmaları beklendi, beslenmeleri benzer olarak devam ettirildi. 
İlk operasyondan ortalama 72 saat sonra ratlara aynı yöntem ile genel anestezi uygulandı, relaparoto­mi yapıldı, uterus her iki kornu ile birlikte tek parça halinde çıkartıldı, abdominal tabakalar kapatıldı ve öpere ratlar kafeslerine alındı. Fetus ve ekleri uterus kornularından sıvazlanarak dışarı alındı. Ligasyon yapılan (çalışma grubu) ve yapılmayan (kontrol grubu) taraftaki gebelik ürünleri ayrı ayrı gruplandırıldı. Bunlarda önce canlı ve ölü fetusların sayısı değerlendirildi, daha sonra ge­belik ürünü total olarak (fetus + plasenta + amnion) hassas terazi ile tartıldı (±0.001 g), daha sonra amnion dışına alınan fetusların boyları kumpas ile genel vücut ağırlığı hassas terazi ile ölçüldü. Eter anestezisi altında her fetusta dekapitasyonu takiben beyin enükleasyonu ve laparotomi yapıldı, karaciğer ve her iki böbrek gereğinde lup kullanılarak mikromanipülasyon ile zedelenmeden çıkartıldı, tartıldı. Bulgular Excel paket programına yüklendi, istatis­ tiklerde student testi kullanıldı, p<0.05 anlamlı kabul edildi.
Bulgular
İlk operasyon sırasında çalışma grubundaki 14 ratdan beşinde gebeliğin oluşmadığı görüldü ve bunlar çalışma dışın­da tutuldu. Diğer 9 rat incelendiğinde sağ uterin kornuda 46, sol uterin kornuda 45, toplam 91 intrauterin fetus saptandı (Tablo 1). Ortalama 72 saat sonra yapı­ lan incelemede tüm anne ratların sağ olduğu, ancak birinin erken doğum yapmış olduğu görüldü. İlk giri­ şim sırasına göre yapılan relaparotomi sırasında iki ratda peritonit gelişmiş olduğu ve fetusların tamamı­ na yakınının ölmüş olduğu (21/23) saptandı. Fetusları karışan veya vücut ve organ bütünlüğü kaybolan bu denekler (n:3) çalışma dışında bırakıldı Çalışmaya dahil olan ratlarda (n:6), arteri bağlanan kornuda bulunan 33 fetustan 7'sinin intrauterin dönemde kaybedilmiş olduğu gözlenirken (%21.2), kontrol komundaki 30 fetustan hepsinin sağ olduğu saptandı. Aradaki fark istatistiksel olarak anlamlı bu­lundu (t:2.67; p<0.01). Ratlarda fetus sayısı, kornulara göre dağılımları, sağ kalım durumu Tablo l'de göste­rilmiştir.
Ligasyon yapılan tarafta bulunan ve sağ kalan fetuslarda beyin dışına incelenen tüm organlarda ista­tistiksel olarak anlamlı olmayan gelişme geriliği olduğu, beyin ağırlığının ise olumlu yönde etkilendiği an­cak aradaki farkın yine istatistiksel olarak anlamsız olduğu saptanmıştır, bu tarafta ortalama fetal ağırlıkta % 11.6 oranında gerilik ortaya çıkmıştır.
Sağ kalan fetuslarda gebelik ürünü toplam ağırlığı, fetus ağırlıkları ve boyu, beyin, karaciğer ve toplam böbrek ağırlığı Tablo 2'de gösterilmiştir
Özetlenecek olursa, çalışmamızda gebeliğin 18. gününde ratlarda arteria uterinanın tek taraflı bağlan­ ması ve muhtemel doğum tarihinden hemen önce fetusların incelenmesi sonucunda:
1 - Ligasyon yapılan kornu tarafından elde edilen canlı fetus sayısı az olmaktadır,
2- Ligasyon tarafından elde edilen canlı fetuslarda, istatistiksel olarak anlamsız olmakla birlikte gebelik ürünlerinin (plasenta+amnion sıvısı+fetus) toplam ağırlığında, ayrıca fetal ağırlık ve boyda gerilik görül­ mektedir,
3- Ligasyon tarafındaki canlı fetuslarda ağırlık açı­ sından karaciğer ve böbrekte gelişme geriliği ortaya çıkmakta ancak sonuçlar istatistiksel olarak anlamsız bulunmaktadır,
4 - Beyin, ligasyon girişiminden etkilenmemekte, hatta genel vücut ağırlığı ile karşılaştırıldığında gelişi­ mini arttırarak sürdürmektedir
Tartışma
Wigglesworth'un yaptığı ilk deneysel model­den beri ratlar üzerinde intrauterin gelişme geriliği ortaya çıkarmak amacı ile değişik çalışmalar yapılmış­tır.Bu metodların içinde arteria uterinalarda kısmi veya lokal oklüzyon yapılması temel prensibi oluşturmaktadır
Bruce arter ligasyonu yapılan tarafta % 59, ya­pılmayan tarafta ise % 2 oranında fetus ölümü bulun­muştur. Hayashi ve ark. ligasyon yapılan kornu tarafında % 60-85 oranında fetal ölüm ve rezorpsiyon olduğunu bildirmişlerdir. Arteri bağlanan taraftaki fe­tuslarda % 17-42 arasında fetus ağırlığında azalma beklenmektedir
Brown ve ark. bu gibi deneklerde hem vücut, hem de beyin ağırlığında azalma saptarken, Nitzan ve ark. Vileisis ve ark. beyin gelişiminin ligasyon işleminden etkilenmediğini ileri sürmüşlerdir. Nitzan ve ark. ayrıca karaciğer gelişiminin de ligasyon iş­ leminden etkilendiğini ileri sürmüşlerdir.
Hayashi ve ark. arter ligasyonunu komünün uzun ekseninin orta kısımlarında yaparak yeni bir model geliştirmişlerdir. Bu yeni modelde plasenta ve karaciğer gibi organlarda ancak istatistiksel olarak an­lamsız bir gelişme geriliği saptarken, beyinde ise her hangi bir gelişme geriliği­ ne rastlamamışlardır. Vile­isis ve ark. bu duru­ mu vücutta lipogenezin olumsuz yönde etkilen­ mesine, ancak beyinde ise yağ asitlerinin azalmama sına bağlamışlardır Bruceligasyon işle­ minin arteria uterina akı­ mında geçici bir azalma yaptığını, bu azalmanın fe tusta gelişme geriliğine neden olduğunu, daha sonra kanlanmanın normale döndüğünü belirtmiştir
Bizim çalışmamızda, ligasyon tarafında % 21.2 oranında fetus ölümü meydana gelmiştir. Bu ölümleri akut dolaşım bozukluğunun bazı fetusları daha fazla etkilemesine bağlamaktayız. Daha üst seviyede bir anastomozun bulunduğu over arterinden yeterli kan­lanmanın olması diğer fetusların yaşamlarını sürdür­ mesini sağlamaktadır. Ligasyon grubundaki fetusların ortalama ağırlığı % 11.6 oranında azalmıştır. Organ düzeyindeki gelişme geriliği ise anlamsız gibi görün­mektedir. Çalışmamızda gelişme geriliğinin istatistik­sel olarak gösterilememesini, ligasyon tarafnıdaki fe­tus ölümlerine ve iç organların tartılamayacak şekilde bozulmuş olmalarına bağlamaktayız. Sağ kalan fetus­ larda beyin, ağırlık olarak gelişme geriliğine uğrama­ makta, hatta gelişimini artırarak sürdürmekte, beyin ağırlığının genel vücut ağırlığına oranı da artmaktadır. Bu olay bize stres durumlarında dolaşımda santralizasyonun gerçekleştiğini düşündürmektedir.
Genel gözlemlerimiz, fetal gelişimin o taraf kornundaki fetus sayısına bağlı olduğunu göstermekte­dir. Fetus sayısı az olan tarafta fetal gelişim daha iyi olmaktadır. Çalışmamızda denekler arasında sayısal açıdan taraf farklılığı olmamakla birlikte, her deneğin içindeki fetus dağılımında geniş oynamalar olması, sonuçlarımızın anlamlılığını etkilemiş olabilir. Ligas­ yon ve kontrol gruplarındaki fetus sayısının herrat için eşit olması, çalışmanın bu durumdan en az dü­zeyde etkilenmesini sağlayabilecektir. Ayrıca 48 saat­lik çiftleşme periodunun da fetal yaşı ve fetal gelişimi etkilemiş olduğunu, bu sürenin daha kısa tutulması halinde elde edilen fetusların ağırlığında geniş oyna­ malar olmayacağını düşünmekteyiz. Ancak bu işlem­ler daha fazla sayıda denek ile çalışmayı gerektire­cektir
Sonuç
Ratlarda gebeliğin 18. gününde arteria uterinanın tek taraflı bağlanması, bağlanan tarafın kornunda do­laşım bozukluğuna ve elde edilen canlı fetus sayısın­ da belirgin azalmaya yol açmaktadır. Sağ kalan fetus­ların organ gelişimlerini devam ettirdikleri, fetus boyu ve ağırlığında, karaciğer, böbrek gibi bazı iç organlar­ da ve fetus eklerinde kısmen gelişme geriliği ortaya çıktığı ancak beyin gelişiminin bu olaydan etkilenme­diği gözlenmiştir. İntrauterin dönemde uteroplasenter dolaşımının engellenmesi, fetal dolaşımda "beyin ko­ ruyucu etki"nin ortaya çıkmasıne neden olmaktadır. Bu bulgularımızı daha iyi değerlendirebilmek amacı ile aynı çalışmayı histopatolojik düzeyde de sürdür­meyi planlamaktayız.

 
Kaynaklar
1. Wigglesworth JS. experimental growth retardation in the fetal rat. J Pathol 88: 1, 1964.
2. Oh W, D'Amodio MD, Yap LL, Hohenauer L. Carbonhydrate me­ tabolism in experimental intrauterine growth retardation in rats. Am J Obstet Gynecol 108: 415-21, 1970.
3. Bernal A, Morales M, Feria-Velasco A, Chew S, Rosado A. Effect of intrauterine growth retardation on the biochemical maturation of brain synaptosomes in the rat. J Nutr 104: 1157-64, 1974.
4. Roux JM, Jahchan T, Fulchignoni MC. Desoxyribonucleic acid and pyrimidine synthesis in the rat during intrauterine growth retardati­ on: responsiveness of several organs. Biol Neonate 27:129-40. 1975.
5. Bruce NW. The effect on fetal development and utero-placental bloo flow of ligating a uterine artery in the rat near term. Terato­logy 16: 327-31, 9177.
6. Brown JD, Vannucci RC. Cerebral oxidative metabolism during int­ rauterine growth retardation. Biol Neonate 34: 170-3,1978.
7. Nitzan M, OrloffS, Schulman JD. Placental transfer of analogs of glucose and amino acids in experimental intrauterine growth retar­dation. Pediatr Res 13: 100-3, 1979.
8. Mrand O, Chanez C, Masson M, Dumont O, Flexor MA et al. Int­rauterine growth retardation (malnutrition by vascular ligation) in­ duces modifications in fatty acid composition of neurons and oligo­ dendrocytes. J Neurochem 37: 1057-60, 1981.
9. Vileisis RA, Fain J, Oh W. Fatty acid synthesis in rat fetuses with int­ rauterine growth retardation. Metabolism 31: 217-22, 1982.
10. Hayashi TT, Dorko MM. A rat model for the study of intrauterine growth retardation. Am J Obstet Gynecol 158:1203-7, 1988.
11. Mughal MZ, Ross R, Tsang RC. Clearance of calcium across in situ perfused placentas of intrauterine growth-retarded rat fetuses. Pedi­ atr Res 5: 420-2, 1989.
12. Antebi E, Lehmann JM, Gingold A, Nobel M. The effect of impair­ ment of blood supply to the rat uterus. Int J Fertil 36: 376-8,1991.
13. Thordstcin M, Hedner T. Cerebral and adrenal monoamine meta­bolism in the growth-retarded rat fetus under normoxia and hypo­xia. Pediatr Res 31: 131-7,1992.
Dosya / Açıklama
Tablo 1
Operasyonlar Sırasında Gebe Ratlarda Canlı ve Ölü Fetus Sayıları, Fetusların Bulunduğu Uterin Kornu
Tablo 2
Ligasyon Yapılan ve Yapılmayan Konulardan Doğan Canlı Ortalama Boy, Vücut ve Çeşitli Organ Ağırlıkları (+SD)
Tablo 3
Ligasyon Yapılan ve Yapılmayan Kornulardan Doğan Canlı Fetuslarda Ortalama Beyin, Karaciğer ve Böbrek Ağırlıkları ile Boy Uzunluğunun Fetus Ağırlığı ile İlişkisi (+SD)