Ara

Bu bölümde sistem içerisindeki makaleler arasında arama yapabilirsiniz.

Dergi Kimliği

Online ISSN
1305-3132

Yayın Dönemi
1993 - 2021

Editor-in-Chief
​Cihat Şen, ​Nicola Volpe

Editors
Daniel Rolnik, Mar Gil, Murat Yayla, Oluş Api

Polihidramnioslu olgularda perinatal ve maternal risk faktörlerinin incelenmesi

Aysun Altınok Karabulut, Özlem Ergin Yörük, Aysun Baltacı, Aysun Kale, Nilgün Öztürk Turhan

Künye

Polihidramnioslu olgularda perinatal ve maternal risk faktörlerinin incelenmesi. Perinatoloji Dergisi 1999;7(2):83-92

Yazar Bilgileri

Aysun Altınok Karabulut,
Özlem Ergin Yörük,
Aysun Baltacı,
Aysun Kale,
Nilgün Öztürk Turhan

  1. Fatih Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Doğum Anabilim Dalı Ankara TR
Yayın Geçmişi
Çıkar Çakışması

Çıkar çakışması bulunmadığı belirtilmiştir.

Amaç
Amnion mayi miktarı fetal iyilik halinin bir göstergesidir. Polihidramnios olarak adlandırılan amnion mayi fazlalığı çeşitli anomalilerle birliktelik gösterir. Bu çalışmada son beş yıl içinde kliniğimizde karşılaşılan polihidramnios vakalarını ve bunlarda en sık karşılaştığımız anomalileri belirlemeyi amaçladık.
Yöntem
Fatih Üniversitesi Tıp Fakültesinde son beş yıl içindeki polihidramnios vakaları ve en sık karşılaşılan fetal anomaliler incelendi.
Bulgular
Santral sinir sistemi, Gastrointestinal sisteme ait anomaliler ve diabet polihidramnioslu olgularda sık karşılaşılan problemlerdir.
Sonuç
 Polihidramnios saptanan olgular anomali taraması için ayrıntılı ultrasonografi ile değerlendirilmeli, annede diabet taraması yapılmalıdır.
Anahtar Kelimeler

Polihidramnios, diyabetus mellitus, konjenital anomali

Giriş
Amnion mayi miktarının analizi fetal iyilik halinin değerlendirilmesinde vazgeçilmez bir unsurdur. Kişiden kişiye ve gebelik haftasına göre farklılık göstermekle beraber, amnion mayi miktarı genel olarak 1. ve 2. trimesterde artarken, 3. trimesterde sabit kalır ve 37. hafta sonrasında düşüş gösterir (1).
Amnion mayi miktarının kesin olarak tespiti mümkün olmamakla birlikte, ölçümler daha çok ultrasonografik değerlendirmelere dayanmaktadır. Polihidramnios olarak adlandırdığımız amnion mayi fazlalığı insidansı % 0.4-1.9 arasında değişmekte olup; nöral tüp defekti, gastrointestinal anomaliler, nonimmun hidrops fetalis (NIHF) ile maternal diyabet gibi antenatal risk faktörleri ile sıkça birliktelik göstermektedir.
Bu çalışmada kliniğimizde son beş yıl içinde karşılaştığımız polihidramnioslu vaka insidansını ve bunlarda en sık karşılaştığımız problemleri saptamayı amaçladık.
Yöntem
Fatih Üniversitesi Tıp Fakültesinde son beş yıl içinde doğum yapan tüm gebeler tarandı. Polihidramnios tanısı alan olgular incelendi. Amniotik sıvı indeks (AFI) değerleri en az iki ölçümde >24 cm saptanan olgular (56 hasta) çalışma grubumuzu oluşturdu. Vakalar antenatal risk faktörleri, postpartum komplikasyonlar ve perinatal problemler açısından incelendi. Değerlendirmede SPSS/PC (8. versiyon) paket programı kullanıldı. Gerekli yerlerde Student t test, ki-kare ve fisher ekstrakt test uygulandı.
Bulgular
Çalışmaya alınan zaman dilimi içerisinde hastanemizde toplam 3562 doğum gerçekleştiği gözlendi. Bunlardan 56'sında polihidramnios vardı. İnsidans %1.57 olarak saptandı.
En genç hasta 19 en yaşlı hasta 41 yaşındaydı. Onüç primigravid, 43 multigravid hasta vardı. İki hastada önceki gebelikte de polihidramnios öyküsü mevcuttu.Antenatal risk faktörleri Tablo I'deki gibi dağılım gösteriyordu.
Elli altı polihidramnios vakasının sadece yirmisinde fetal anomali saptandı (%32.14) (Tablo II). Yirmibeş hastada ise antenatal herhangi bir risk faktörü veya fetal anomali saptanmamıştı. Bunlardan beşi 4000 gr.ın üzerinde iri bebeklerdi (%8.92).
Postpartum iki hastada atoni, bir hastada ablasyo plasenta saptandı. Atoni saptanan hastalarda tıbbi tedavi ve kan tranfuzyonu ile tedaviye cevap alındı. Polyhidramnioslu vakalann sekizi intrauterin eksitus ile sonuçlandı. On bebek düşük Apgarlıydı (<7). Bu bebeklerin sekizinde konjenital anomali mevcuttu, yedisi postpartum eksitus oldu. Böylece Perinatal mortalite % 26.78 olarak saptandı.
Konjenital anomali saptanan ve saptanmayan vakaları karşılaştırdığımızda gebelik haftası ve 5. dakika apgar değerlerinin anomalili olgularda daha düşük tespit ettik (p<0.0001) (Tablo III). Doğum ağırlığı anomalili grupta daha düşük olmasına karşın istatistiksel anlamlılık dahilinde değildi. Yine sadece bu grupta, 8 intrauterin eksitus vakası vardı (p<0.0001). Anomali saptanmayan grupta gestasyonel diabet ve glukoz intoleransı saptanan hasta sayısı anlamlı olarak daha yüksekti (p<0.0001). Gruplar arasında doğum şekli, iri bebek insidansı, KOÖ ve Polihidramnios öyküsü açısından herhangi bir fark gözlenmedi (Tablo IV).
Tartışma
Polihidramnios etiyolojisinde; maternal diyabet, Rh/Rh isoimmunizasyonu, çoğul gebelikler, fetal yapısal ve kromozomal bozukluklar sıklıkla suçlanan sebepler olmakla beraber, idiyopatik olgular da önemli bir kısmı oluşturmaktadır. Hasta grubumuzda % 32.14 olguda fetal anomali, % 19.66 olguda diyabet ve glukoz intoleransı saptanırken % 46.42 olguda açıklayıcı bir sebep bulunamadı. Dağılım özellikle fetal anomali insidansı açısından literatürdeki çalışmalardan farklılık arz ediyordu. Çeşitli yayınlarda polihidramnioslu olgularda konjenital anomali insidansı % 18-20 arasında belirtilirken, bizim çalışmamızda oldukça yüksek olduğu görüldü (2,3,4,5,6). Hastaların % 50'sinde Santral sinir sistemi (SSS), % 15'inde gastrointestinal sistem (GIS), % 15'inde ise renal anomaliler mevcuttu, en sık rastlanan anomali anensefli idi.. Daha önceki çalışmalardan farklılık göstermekle birlikte (4,5,7), bulgularımız Jacopy ve ark. ile uyum gösteriyordu (8). Kısıtlı hasta sayısından dolayı, küçük sayısal oynamaların insidansa büyük değişiklikler olarak yansımasının, bu farkı yarattığı düşüncesindeyiz. Fetal anomalilerle birliktelik göstermesinden dolayı biz de daha önce yapılan çalışmalardaki gibi perinatal mortaliteyi yüksek saptadık (% 26.78) (7,8).
Polihidramniyos ile maternal diyabet ve konjenital anomaliler arasında bir birliktelik söz konusudur. Rastlanan anomaliler basit fetal hidronefrozdan yaşamla bağdaşmayan SSS anomalilerine kadar değişkenlik göstermektedir. Vaka sayısının az olması ve hastanemizde daha çok riskli vakaların takip edilmesi nedeniyle çalışmamızda konjenital anomali insidansı daha önceki serilerden yüksek bulunmuştur. 
Sonuç
Bu nedenle polihidramnios olgularında altta yatan sebeplerin belirlenmesi için daha geniş serilere ve çok merkezli çalışmalara ihtiyaç vardır. Bununla birlikte polihidramnios olgularında maternal diyabet ve fetal anomalilere yönelik ayrıntılı inceleme yapılması uygundur.
Kaynaklar
l) Queenan JT, Thompson W, Whithfield CR, Shah SI. Amniotic fluid volumes in normal pregnancies. Am J Obstet Gynecol 1972, 114:1:34-38
2) Chamberline PF, Manning FA, Morrison I, Harman CR, Lange İR. Ultrasound evaluation of amniotic fluid volume, II. The relationship of increased amniotic fluid volume to perinatal outcome. Am J Obstet Gynecol 1984, 150:250-4
3) Hobbins JC, Grannum PATEENTS, Berkowitz RL et al. Ultrasound in diagnopsis of congenital anomalies. Am J Obstet Gynecol 1977, 123:255-60
4) Ben-Chetrit A, Hochner-Celnikier D, Ron M, Yagel S. Hydramnios in third trimester of pregnancy: a change in the disturibution of accompanying fetal anomalies as a result of early ultrasonographicprenatal diagnosis(Letter). Am J Obstet Gynecol 1990, 612:1344-5 5) Barnhard Y, Bar-Hava I, Divon MY. Is polyhydramnios in an ultrasonographcally normal fetus an indication for genetic evaluation? Am J Obstet Gynecol 1995,173:5:1523-31
6) Queenan JT , Gadow EC. Polyhydramnios : Chronic versus acute. Am J Obstet Gynecol 1970, 1:349-55
7) Hill LM, Breckle R, Thomas ML, Fnes JK. Polyhydramnios: Prevelans and neonatal outcome. Obstet Gynecol 1987, 69:21-5
8) Jacoby HE, Charles D. Clinical conditions associated with hydramnios. Am J Obstet Gynecol 1966, 94:7:910-8
Dosya / Açıklama
Resim 1
Tablo 1.
Antenatal Risk Faktörleri
Tablo 2
Fetal Anomaliler
Tablo 3
Polihidramnioslu hastaların karşılaştırmalı özellikleri
Tablo 4
Korjenital anomali saptanan ve saptanmayan olguların özellikleri